Hayat, denge üzerine kurulu bir sınavdır.
Bazen düşünüyorum… Aslında hepimiz, yerden metrelerce yüksekte gerilmiş incecik bir ipin üzerinde yürüyen cambazlardan çok da farklı değiliz.
Bir yanımızda hayallerimiz, diğer yanımızda sorumluluklarımız. Bir tarafta kazanmak istediklerimiz, öte tarafta kaybetmekten korktuklarımız. Bir elimizde umut, diğerinde tecrübelerimizin ağırlığı.
Ve biz bütün bunların arasında dengemizi kaybetmeden ilerlemeye çalışıyoruz.
İş hayatında cesaretle tedbir arasında, insan ilişkilerinde sevgiyle saygı arasında, aile hayatında fedakârlıkla kendimize ayırdığımız zaman arasında sürekli bir denge arıyoruz.
Bazen fazla güveniyoruz, bazen gereğinden fazla şüphe ediyoruz. Bazen çok konuşuyor, bazen söylememiz gerekenleri içimizde saklıyoruz. Bazen herkes için bir şeyler yapmaya çalışırken kendimizi unutuyoruz.
Dengede kalabilmek, hiç sallanmamak demek değildir.
İpin üzerindeki cambaz da sağa sola sallanır. Ama onu ayakta tutan, hiç sarsılmaması değil, her sarsıldığında yeniden dengesini bulabilmesidir.
Belki de hayatta öğrendiğimiz en önemli şey budur: Ne kadar kazandığımızdan çok, kazanırken neleri kaybetmediğimiz. Ne kadar yükseldiğimizden çok, yükselirken kimleri unutmadığımız. Ne kadar güçlü olduğumuzdan çok, gücümüzü nasıl kullandığımız.
Çünkü hayat yalnızca ilerlemek değildir. Bazen durmayı, bazen beklemeyi, bazen geri çekilmeyi bilmektir.
Ben hayatı bir organizasyon olarak görüyorum. Bu organizasyonun belki de en önemli kuralı dengedir.
Önemli olan ipin sonuna herkesten önce varmak değil, o ipin üzerinde yürürken kendimizi kaybetmemektir.
Murat Öztoprak
Hayat bir organizasyondur.